Seray, 18. yüzyıl Osmanlı mevlevihanelerinde kullanılmış kamış ve fildişi başpareli antika giriftlerin (kamış üflemeli çalgı) sedef ve bağa kakmalı gümüş bilezikleri ile kamış çatlaklarının restorasyonu üzerine uzmanlaşmış yirmi üç yaşında bir enstrüman konservatörüydü. Tarihi Yarımada’nın eski medrese, kütüphane ve taş ustası hafızasına yakın kalabilmek için Çemberlitaş’ta, Atik Ali Paşa Sokak’tan Boyacı Ahmet Sokak’a inen dar aralıktaki yüz on yıllık kâgir bir binanın yarı bodrum katını atölye-ev yaptı.
Seray’ın zorluğu; hakiki Kızıldeniz sedeflerinin, ithal organik tutkalların fahiş pahalılığı ve Çemberlitaş yamaçlarından bodrum katına çöken dondurucu rutubetin hassas kamış gövdeyi çatlatma riskiydi. Gündüzleri Beyazıt Sahaf Eşrafı yakınlarındaki kâğıt depolarında parça başı çuval taşıyor ve cilt bezi ambalajlama işçiliği yapıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteç ve neşterle 1775’lerden kalma bir giriftin dökülmüş bağa motiflerini ve gümüş bilezik yuvalarını temizliyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem ellerini uyuşturuyor, neşterle mikron ölçekli kavisleri düzeltirken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir musiki arşivcisi için restore ettiği 1785 tarihli, gümüş ve sedef kakmalı nadide bir kamış giriftin teslim gecesinde yaşandı. Karayel fırtınası sırasında yokuştaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su Seray’ın bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz organik tutkalı sertleşmemiş girift bileziğinin ve kamış gövdenin üzerine döküldü.
Seray, dondurucu ve çamurlu suyun içinden enstrümanı saniyeler içinde kurtardı. Islanan özel tutkal çözülüp gümüş bilezik yerinden kayabilir ve nemlenen tarihi kamış yarılabilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Atik Ali Paşa Camii’nin dış taş duvarlarının altındaki kapalı kemerin altına sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf alkolle fener ışığı altında kamışın üzerindeki çamuru teker teker temizledi. Sabaha kadar tutkalı elle yeniden ısıtıp gümüş bileziği baştan sabitledi. Ertesi gün girifti pürüzsüz akustiği ve hassas işçiliğiyle teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.