İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Ukrayna'dan Kaçıp İstanbul'da Escortluk Yapan Rojda

Çantasından kulaklığını ve kayıt cihazını çıkardı. Rüzgârın ve derenin akıntı sesini dinlerken, defterine Göksu’nun gece akustiğini kendi geliştirdiği frekans indeksiyle çizmeye başladı. Islak kâğıda düşen her çizgi, mesleki onuruna ve üretme azmine attığı bir imzaydı.

Pelin, Salacak sahilinde Kız Kulesi’nin tam karşısındaki ıslak taş basamaklara çökmüş, Boğaz’dan esen dondurucu poyrazın yüzünü kavramasına izin veriyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nden dereceyle mezun olduktan sonra, Kadıköy’deki tarihi yapılar için klasik İznik tekniğiyle çini panolar ürestore eden özel bir restorasyon atölyesinde işe başlamıştı. Ancak atölyeyi işleten usta, müşterilerden toplanan yüksek miktarlı restorasyon avanslarını ve malzeme bütçesini alıp bir gecede yurt dışına kaçtı. Pelin, hem aylardır gecesini gündüzüne katarak hazırladığı özel çini fırınlama kalıplarıyla ortada kaldı hem de hammadde tedarikçilerine verilen yüklü senetlerin tek muhatabı haline getirildi.

Ekim ayının keskin soğuğu suyun yüzeyinde pus oluştururken, Pelin kucağındaki ağır ahşap çantaya daha sıkı sarıldı. Cebinde sadece Üsküdar dolmuşuna yetecek kadar bozuk para kalmıştı. Doğancılar’da kiraladığı küçük çatı katının sahibi, geciken iki aylık kira yüzünden o sabah kapının kilidini değiştirmişti. Sırt çantasında sadece özel samur fırçaları, kök boyaları ve su geçirmez kılıfa sardığı fırça çizimi desen paftaları vardı. Şehrin parıltılı Boğaz ışıkları denizin üzerinde dalgalanırken, bu koca şehirde gidecek tek bir adresinin bile olmaması göğsünü sıkıştırıyordu.

Gözyaşlarını rüzgâra verip çantasından çizim defterini ve çini tahrir kalemini çıkardı. Sokak lambasının sarı ışığı altında, Salacak kıyısına vuran hırçın dalgaları ve Kız Kulesi’nin siluetini klasik Rumi ve Hatayi motifleriyle kâğıda dökmeye başladı. Desendeki her kıvrıma içindeki kırgınlığı ve haksızlığa karşı duyduğu öfkeyi aktarıyordu. O sırada sahil yolunda gece yürüyüşüne çıkan ve Üsküdar’daki tarihi bir külliyenin restorasyonunu yürüten kıdemli bir çini ustası, taşın üzerinde titreyerek pürüzsüz tahrir çizgileri çeken Pelin’i fark etti. Kâğıttaki kompozisyon derinliğini ve geleneksel motif hakimiyetini gören usta, Pelin’e atölyesinde hem kalacak bir çalışma alanı hem de külliye restorasyonu projesinde baş çini çizeri olarak yer alma imkânı sundu. Pelin, Salacak’ın soğuk gecesinde Boğaz’ın kıyısında yeni bir sayfa açıldığını hissetti.

Anadolu Hisarı Göksu Deresi Kıyısında Kayıp Ses Tasarımları

Ayla için İstanbul, Anadolu Hisarı’nın hemen yanından Boğaz’a dökülen Göksu Deresi’nin durgun sularına vuran ahşap sandalların çatırtısından ve nemli toprak kokusundan ibaretti. Müzik Teknolojileri ve Ses Tasarımı Bölümü mezunuydu; İstanbul’un tarihi semtlerindeki zanaatkâr atölyelerinin ve doğal dokunun alan kayıtlarını (field recording) alarak bağımsız bir ses belgeseli hazırlıyordu. Ancak projeyi fonlayan bağımsız prodüksiyon şirketi, yönetim kurulundaki finansal kriz gerekçesiyle kapandı. Ayla’nın aylardır Boğaz boyunca topladığı frekans analizleri, özel mikrofon kayıtları ve ses haritası taslağı, şirketin el konulan sunucularında kilitli kaldı. Ayla hem tüm emeğinden mahrum bırakıldı hem de kayıt cihazları için çektiği kişisel kredilerin yükü altında ezildi.

Gece saat üçte, Göksu Deresi’nin üzerindeki tarihi ahşap köprünün taş ayağına oturmuştu. Sonbahar yağmuru derenin yüzeyine damlarken, üzerindeki ince kaban sırılsıklam olmuştu. Kanlıca’da kaldığı pansiyonun günlük ücretini ödeyemediği için eşyalarını tek bir sırt çantasına sığdırıp çıkmak zorunda kalmıştı. Çantasında yedek ses kayıt cihazı, kulaklığı, frekans notları ve cebinde sadece ertesi günün vapur parası vardı. Şehrin bu huzurlu köşesinde, emeğinin bir çırpıda yok sayılması içini acıtıyordu.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. anadoluyakasiblog.icuanadoluyakasiblog.icu