İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Tayt Giyince Koca Götü Ortaya Çıkan Escort Dilek

Çantasından su geçirmez kılıftaki analiz defterini ve el fenerini çıkardı. Rüzgâra ve Boğaz serpintisine rağmen, ahşap dikmelerdeki lif bozulma grafiklerini ve çivi korozyon haritalarını kâğıda aktarmaya başladı. Mürekkep kâğıda işledikçe mesleki birikimini ve yeteneğini kimsenin elinden alamayacağını biliordu.

Derin, Yedikule’nin Bizans surlarına yaslanan, rüzgârlı ve karanlık Kuleli Sokak’ının nemli taşlarında çizim sehpasını ve hassas nem ölçer kılıfını güçlükle taşıyarak ilerliyordu. Kucağındaki su geçirmez pafta kılıfını Marmara’dan esen poyrazın getirdiği soğuk kış yağmurundan korumaya çalışırken, uykusuzluktan bacaklarının dermanının kesildiğini hissediyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Ahşap ve Kâgir Yapı Konservasyonu Bölümü’nden birincilikle mezun olduktan sonra, Yedikule ve Samatya hattındaki 18. yüzyıl sonu Osmanlı deri imalathanelerinin ahşap tavan kirişlerinde oluşan mantarlaşmaları ve kâgir duvarlardaki tuz kusmalarını inceleyen bağımsız bir restorasyon projesinde kıdemli saha araştırmacısı olarak göreve başlamıştı. Ancak projeyi fonlayan inşaat ortaklığı, tarihi yapının sit alanı derecesiyle ilgili hukuki kriz çıkınca şantiyeyi aniden kapattı ve çalışanların aylardır biriken maaşlarını ödemeden sırra kadem bastı. Derin, imalathaneden topladığı ahşap lif erozyon haritaları ve nem ayrışma paftalarıyla tek başına kaldığı gibi, sahada kiraladığı hassas termal tarayıcıların ağır borcuyla baş başa bırakıldı.

Şubat ayının dondurucu ayazında Yedikule Tren İstasyonu’na doğru yürürken cebinde kalan son akbil basımıyla ne yapacağını düşünüyordu. Koca Mustafa Paşa’da kiraladığı küçük bodrum katı odasının sahibi, ödenmeyen iki aylık kira yüzünden o akşam kapının kilidini değiştirmiş ve Derin’in çizim takımları dışındaki birkaç parça eşyasını bina girişine fırlatmıştı. Kucağındaki kılıfta sadece dereceli rapido kalemleri, ahşap kumpası, merceği ve el çizimi mizanpaj defteri vardı. Tarihi imalathanenin avlu kapısındaki ıslak mermer eşiğe çöktü. Yıllardır gecesini gündüzüne katarak verdiği tüm mesleki emeğin bir gecede buharlaşması göğsüne ağır bir taş gibi oturdu.

Gözyaşlarını poyraza verip çantasından çizim bloknotunu çıkardı. Cılız sokak lambasının sarı ışığı altında, ahşap kirişlerdeki mantarlaşma sınırlarını ve derz boşalma hatlarını milimetrik kâğıda aktarmaya başladı. Kalem kâğıda her temas ettiğinde içindeki çaresizlik mesleki bir tutkuya ve dirence dönüşüyordu. O sırada sokağın başından geçen ve Tarihi Yarımada Kentsel Miras Koruma Kurulu’nu yöneten kıdemli bir restoratör mimar, kapı eşiğinde titreyerek pürüzsüz ahşap-statik deformasyon paftası çizen Derin’i fark etti. Kâğıttaki teknik hassasiyeti ve sarsılmaz azmi gören uzman, genç kadına Yedikule ve Samatya Tarihi Sanayi Yapıları Koruma Projesi’nde baş saha koordinatörü olarak çalışma imkânı sağladı. Derin, Yedikule’nin tarihi surları altında İstanbul’un ona pes etmeme gücünü bahşettiğini anladı.

Anadolu Hisarı Körfez Sokağı’nda Kayıp Osmanlı Yalı Odası ve Ahşap Bindirme Korozyon Atlası

Beren için İstanbul, Beykoz Anadolu Hisarı’nın Göksu Deresi’ne açılan Körfez Sokağı boyunca sıralanan asırlık ahşap yalıların gölgelerinden, Boğaz’dan yükselen vapur sirenlerinden ve poyrazın getirdiği deniz kokusundan ibaretti. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Ahşap Yapı Konservasyonu yüksek lisans mezunuydu; Anadolu Hisarı ve Kandilli hattındaki 19. yüzyıl başı Osmanlı sivil mimarlık örneklerinin ahşap bindirme elamanlarında ve cumba desteklerinde oluşan yük deformasyonlarını inceleyen özel bir araştırma projesinde çalışıyordu. Ancak projeyi destekleyen kültür vakfı, yönetim kurulundaki karar değişikliğini gerekçe göstererek araştırmayı aniden iptal etti. Beren’in sekiz aydır yalı bodrumlarından topladığı ahşap lif kopması ve nem dağılım verileri kilitli kalan şantiye konteynerinde hapsedildi; üstelik dijital yüzey analiz cihazının kiralama faturası Beren’in üzerine yıkıldı.

Gece saat üçte, Anadolu Hisarı İskelesi’nin kapkara Boğaz sularına bakan ıslak ahşap rıhtımında tek başına oturuyordu. Sonbahar yağmuru üzerindeki kabanı sırılsıklam ederken çaresizlikle büzülmüştü. Göksu kenarında kaldığı pansiyonun günlük ücretini ödeyemediği için eşyalarını tek bir sırt çantasına sığdırıp sahile sığınmak zorunda kalmıştı. Cebinde sadece ertesi günün otobüs parası duruyordu. Karşı yakadaki Rumeli Hisarı ışıklarının su üzerindeki yansımaları süzülürken geleceğe dair tüm umutları kararmıştı.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. anadoluyakasiblog.icuanadoluyakasiblog.icu