İstanbul, dışarıdan bakıldığında sınırsız imkanların, ışıltılı sokakların ve büyük fırsatların merkezi gibi görünse de Anadolu’nun mütevazı bir kasabasından büyük beklentilerle gelen gençler için çoğu zaman çetin bir varoluş sınavına dönüşür. Hikayemizin başrolünde yer alan Derya, İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü son sınıf öğrencisidir. Derya’nın hikayesi; artan yaşam maliyetleri, ağır laboratuvar masrafları, pahalı akademik kaynaklar ve metropolün getirdiği yalnızlık karşısında tek başına direnen genç bir kadının sessiz mücadelesini temsil etmektedir.
Gündüzün Sessizliği, Gecenin Maskeleri
Derya’nın hayatı iki ayrı gerçeklik arasında keskin çizgilerle bölünmüştür. Gündüzleri Vezneciler’deki kampüste saatlerce genetik dizileme laboratuvarlarında, mikrobiyoloji uygulamalarında ve ağır sınav maratonlarında ter döküp hocaları ve akranları arasında son derece disiplinli, soğukkanlı ve araştırmalarına odaklanmış bir profil çizen Derya; akşam çöktüğünde Fatih’in ara sokaklarından geçerek rutubetli, küçük bir bodrum katı dairesine çekilir.
Anadolu'da zor şartlarda geçinen ailesine yük olmadan okulunu bitirebilmek, fırlayan ev kirasını ve yüksek lisans başvuruları için gereken yabancı dil sınav ücretleri ile akademik materyal masraflarını karşılayabilmek adına gece geç saatlere kadar medikal makale çevirmenliği ve veri girişi gibi ağır serbest zamanlı (freelance) işlerde çalışmak zorundadır. Şehrin stresi, bitmek bilmeyen finansal kaygılar ve zamanla yarışma hali, Derya’nın omuzlarında erken yaşta taşınması zor bir olgunluk ve zihinsel bir yorgunluk biriktirmiştir.
Sosyolojik ve Psikolojik Yansımalar
Derya’nın İstanbul’da tek başına ayakta kalabilmek için verdiği bu sessiz mücadele, ruhsal dünyasında ve sosyal çevresinde geri dönülemez izler bırakmaktadır:
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.