Moda Sahili’ni döven dev dalgaların sesi Kadıköy’ün sokaklarına yayılırken, ders saati bitmişti. On altı yaşındaki Melis, okul çantasını sırtlayıp Moda Caddesi’nden aşağı, eski bir tiyatro tiyatrosunun bodrum katına doğru koşar adımlarla ilerledi. Arkadaşları sahil banklarında oturup sohbet ederken onun aklında sadece durağa yetişmek ve mesaisine geç kalmamak vardı.
Melis’in annesi bir süre önce ağır bir ameliyat geçirmiş ve işini kaybetmişti. Kirada oturdukları evden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca Melis, lise ikinci sınıfta okul çıkışlarında çalışmaya karar vermişti. Görevi, tarihi bir tiyatro grubunun depoladığı yüzlerce yıllık sahne kostümlerini, kadife pelerinleri ve ağır tiyatro aksesuarlarını bakımdan geçirmek, lekelenen kumaşları sanayi tipi buharlı ütüyle düzeltip askılara nizami şekilde dizmekti.
Depo; rutubet, sahne tozu ve ağır ütü buharıyla kaplı bir yerdi. Gün ışığının hiç girmediği bu basık alanda Melis, ağır kıyafetleri taşımaktan ve saatlerce sıcak buharın karşısında kalmaktan bitap düşerdi. Buhar sıcaklığı yüzünü yakar, iğne iplikle yapılan sökük tamirleri yüzünden parmak uçları delik deşik olurdu.
Melis’in tek hayali, tıp fakültesini kazanıp hem annesini tedavi ettirmek hem de doktor olmaktı. Çalışırken vaktini en verimli şekilde değerlendirmek için ütü masasının yanındaki ahşap sütuna anatomi haritalarını ve biyoloji ders özetlerini iğnelemişti. Ağır ütüyü kumaşın üzerinde gezdirirken gözleriyle duvardaki şemaları takip eder, zihninden sistemlerin işleyişini tekrarlardı. Buhar bulutlarının arasında ter dökerken bile odağını tek bir soru veya formülden ayırmazdı.
O gece, ertesi gün sahnelenecek olan kırk kişilik dev bir dönem oyunu için kostüm krizi yaşandı. Oyuncuların giyeceği tüm kıyafetlerin beden ayarlamaları ve ütüsü son dakikaya kalmıştı. Tiyatronun terzisi rahatsızlanıp gelmeyince Melis, tek başına depoda kaldı. Saatlerce dikiş dikti, ağır kadife kabanları ütüledi ve aksesuarları numaralandırdı. Gece yarısı saat ikiyi gösterdiğinde tüm kostümler kulise teslim edilmişti. Yorgunluktan dizleri titreyen Melis, tiyatrodan çıkıp bomboş Moda sokaklarından Kadıköy İskelesi’ne doğru yürüdü. Islak kaldırımlarda yürürken, İstanbul’un soğuk rüzgârı yüzünü yalayıp geçiyor ama o, hayallerine giden yolda engel tanımayacağını çok iyi biliyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.