Moda sahilinin dik kayalıklarına vurup patlayan dondurucu kasım dalgalarının köpükleri ve rıhtımdaki asırlık çınarlardan dökülen son Yapraklar Rüzgârla Moda Caddesi’ne savrulurken, Kadıköy’deki bir Anadolu lisesinin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki Nihal, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe montunun düğmelerini sıkıca ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Yeldeğirmeni’ndeki şirin kafelerde oturup sıcak salep içme davetlerini tebessümle geri çevirerek, adımlarını Moda’nın ara sokaklarında yer alan, XIX. yüzyıldan kalma restore edilmiş iki katlı tarihi ahşap bir binadaki uluslararası sahil koruma ve deniz ekolojisi araştırma acentesine doğru hızlandırdı.
Nihal, sekiz ay önce babasını Boğaziçi girişinde dip çamuru analizleri yapan bir araştırma teknesindeki vinç halatının kopması sonucu meydana gelen deniz kazasında yitirdikten sonra, böbrek hastası annesi ve ilkokula giden küçük kız kardeşinin tüm geçim yükünü sırtlanmıştı. Rasimpaşa’nın nemli bir bodrum katındaki kiralık dairenin masraflarını ödemek, annesinin haftalık diyaliz giderleri ile kardeşinin okul masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve deniz biyolojisi envanter kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve kokusu, deniz suyu analiz solüsyonları, Marmara dip harita paftaları ve yüksek hızlı geniş format tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. Nihal’in görevi; Kopenhag ve Oslo merkezli oşinografi enstitülerinden gelen Boğaz alt akıntı tahlil raporlarını sisteme işlemek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı deniz koruma onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak su altı sensör test belgelerini teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında tuzluluk oranlarını, plankton yoğunluk katsayılarını ve uluslararası tescil numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev rulo pafta klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Nihal’in en büyük arzusu ise İstanbul Teknik Üniversitesi Deniz Teknolojileri Mühendisliği Bölümü’nü kazanıp Marmara ve Boğazlar’ın ekolojik dengesini koruyan uzman bir mühendis olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sayısal özet kartlarını ve Fizik-Matematik ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki akışkanlar mekaniği, türev ve integral sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev deniz haritalarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Marmara Denizi Dip Çamuru ve Biyoçeşitlilik Raporu’nun Kopenhag’daki Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Akreditasyon Dosyası’nın taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir numune tespiti için Şile sahasına gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Nihal’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Ahşap binanın ağır kapısını kilitleyip Kadıköy İskele Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.