Selin, 19. yüzyıl Osmanlı dönemi saray müzisyenlerine ait antika lavtaların göğüs tahtalarındaki sedef ve abanoz kakmalı ses kafesleri (gül) ile kemik köprülerinin restorasyonu üzerine uzmanlaşmış yirmi üç yaşında bir enstrüman konservatörüydü. Tarihi Yarımada’nın eski kadırga limanı ve denizci mahallesi birikimine yakın kalabilmek için Kadırga’da, Kadırga Limanı Caddesi’nden Şehsuvar Bey Sokak’a tırmanan dar aralıktaki yüz on yıllık kâgir bir binanın yarı bodrum katını atölye-ev yaptı.
Selin’in zorluğu; hakiki Kızıldeniz sedeflerinin, ithal sıcak balık tutkallarının fahiş pahalılığı ve Marmara kıyısından bodrum katına çöken dondurucu rutubetin lavtanın kelebek ağacından mamul dilimlerini birbirinden ayırma riskiydi. Gündüzleri Kumkapı yakınlarındaki ambalaj depolarında parça başı koli taşıyor ve kâğıt istifleme işçiliği yapıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteç ve neşterle 1860’lardan kalma bir lavtanın dökülmüş bağa ses gülünü temizliyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem hands uyuşturuyor, neşterle mikron ölçekli oymaları şekillendirirken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir saz koleksiyoncusu için restore ettiği 1870 tarihli, gümüş ve sedef kakmalı nadide bir lavtanın teslim gecesinde yaşandı. Karayel fırtınası sırasında yokuştaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su Selin’in bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz organik tutkalı sertleşmemiş lavta göğsünün ve monte edilen sedef ses gülünün üzerine döküldü.
Selin, dondurucu ve çamurlu suyun içinden enstrümanı saniyeler içinde kurtardı. Islanan özel tutkal çözülüp sedefler yerinden kayabilir ve kelebek ağacı dilimler dağılabilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Kadırga Parkı yakınındaki tarihi taş duvarın altındaki kapalı kemerin altına sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf alkolle fener ışığı altında enstrümanın üzerindeki çamuru teker teker temizledi. Sabaha kadar tutkalı elle yeniden ısıtıp dökülmüş sedefleri baştan sabitledi. Ertesi gün lavtayı pürüzsüz tınısı ve işçiliğiyle teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.