Valikonağı Caddesi’nin Maçka Parkı’na bakan zarif apartmanları üzerine inen dondurucu ve nemli ekim poyrazı, cadde boyunca sıralanan lüks mağazaların vitrin camlarını döverken, Harbiye’deki bir anadolu lisesinin son ders zili çaldı. On yedi yaşındaki İpek, okul ceketinin üzerine giydiği koyu yeşil kaşe montunun önünü ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Abdi İpekçi Caddesi’ndeki kafelere doğru gülüşerek yürümesine katılmayarak, adımlarını art-nouveau mimarili tarihî bir binanın dördüncü katında yer alan uluslararası biyomedikal cihaz ve genetik test sertifikasyon acentesine doğru hızlandırdı.
İpek, sekiz ay önce babasını Maslak’taki bir tıp merkezi inşaatında vinç halatının kopması sonucu meydana gelen kazada yitirdikten sonra astım hastası annesi ve ilkokula giden küçük kardeşinin tüm geçim yükünü sırtlamıştı. Feriköy’deki mütevazı kiralık dairenin masraflarını ödemek, annesinin düzenli kullanılan nefes açıcı ilaçlarının ve oksijen tüplerinin masrafını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve uluslararası klinik araştırma protokol kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve, steril laboratuvar spreyi, ciltli uluslararası tıp mevzuatları ve yüksek hızlı tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ve yüksek tempolu bir mekândı. İpek’in görevi; Zürih ve Münih merkezli ilaç laboratuvarlarından gelen nadir genetik hastalık ve immünoterapi test şartnamelerini sisteme işlemek, Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak soğuk zincir numune kayıtlarını teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında DNA sekans kodlarını, moleküler ağırlık katsayılarını ve ruhsat sertifika numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev teknik arşiv klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
İpek’in en büyük arzusu ise İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazanıp Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında uzmanlaşmış, kalıtsal hastalıklara çare arayan yetkin bir bilim insanı olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sayısal özet kartlarını ve Biyoloji-Kimya ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki hücresel solunum, organik kimya ve integral sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve uluslararası medikal akreditasyon belgelerinin ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Hacettepe Tıp Fakültesi ile ortak yürütülen acil bir gen tedavisi projesine sunulacak yetmiş beş parçalık Biyoteknoloji Akreditasyon Dosyası’nın taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir soğuk zincir denetimi için İstanbul Havalimanı Kargo Terminali’ne gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi İpek’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Binanın döküm oymalı kapısını kilitleyip Osmanbey Metro Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.